Biyonik Göz Sempozyumu

ULUSLARARASI I.BİYONİK GÖZ SEMPOZYUMU
Doç.Dr.Yusuf Durlu, Prof.Dr.M.Tamai, Doç.Dr.R.Agrawal
7.Haziran.2008-İstanbul
Bundan çok değil, 20 yıl önce biyonik göz’ü düşünmek bir hayalden öteye gidemezdi. A.B.D.’nde kör hastalar üzerinde yapılan biyonik göz uygulamalarında büyük ilerleme kaydedildi. Henüz sınırlı sayıda hasta üzerinde yapılan çalışmalarda ilk sonuçların olumlu olduğu ve hastalarda görme yeteneğinin arttığı bildirilmektedir. Fakat, henüz deneme aşamasında olan biyonik göz uygulamalarının körlüğün tedavisinde yeni bir yöntem olarak uygulanabilmesi için daha kesin verilere gereksinim bulunmaktadır.

Biyonik göz, görme yolları üzerinde bulunan sinir hücrelerinin bir çeşit elektrik akımıyla uyarılması temeline dayanır. Görme işlevi, ışığın gözün saydam ortamlarından (kornea-lens-göz içi jeli) geçtikten sonra retina’ya (ağ tabaka) gelmesiyle başlar. Fakat ışığın retinaya gelmesi görmenin oluşabilmesi için yeterli değildir, aynı zamanda retinanın, görme sinirinin, beyin içindeki görme yollarının ve kafatasının arkasındaki görme merkezinin de sağlam olması gerekir. Görme olayı neden bu kadar karmaşık ve görebilmemiz için neden bu kadar uzun yol gerekir bilinmez, ama bilinen bir gerçek var ki bu yollardaki en küçük bir aksama veya hastalık görme işlevini olumsuz yönde etkiler.

Görsel protez (biyonik göz) yerleştirildiği yere göre çeşitli isimler alır; bunlar sırasıyla epiretinal (retina önü), subretinal (retina altı), optik sinir ve kortikal görsel protezlerdir. Körlüğün nedenine göre protez seçimi yapılır. Örneğin, körlüğün nedeni sarı nokta hastalığı (makula dejeneresansı) veya tavuk karası hastalığıysa (retinitis pigmentosa), retina protezi kullanılır. Eğer körlüğün nedeni görme sinirinde, beyindeki tümör, iltihap ve damar hastalıklarına ve travmaya bağlıysa optik sinir veya kortikal protez seçimi yapılır.

A.B.D.’nde 100 bine yakın kişinin çeşitli nedenlere bağlı körlükten dolayı ışığı dahi seçemedikleri bildirilmektedir. Yasal olarak kör kabul edilen kişi sayısı (az görme veya hiç görememe) A.B.D.’nde 1 milyon kişi, tüm dünyada ise 42 milyon kişi civarındadır. Ülkemizde bu sayı tam olarak bilinmemekle beraber önemli bir toplum sağlığı sorunu olduğu göz hekimlerince kabul edilmektedir.

Biyonik göz konusunda yapılan deneysel çalışmalar 50 yıl önce başlamıştır. Fakat, insan gözündeki çalışmalar son 10 yıldır yapılmaktadır. Koklear sağırlıkta kullanılan işitme cihazlarındaki yöntemin benzeri retina protezlerinde de geliştirilmektedir. Retina protezlerinin yapımında silikon kullanılır. Bu nedenle silikon retina veya yapay retina olarak ta bilinir. Retina protezleri, retina önüne (epiretinal) veya retina altına (subretinal) yerleştirilebilir. Retina protezlerinin bir çeşidi olan yapay silikon retina uygulaması, insanlarda F.D.A. kontrolünde bir pilot çalışmayla A.B.D.’nde başlamış olup, retinitis pigmentosa (tavuk karası hastalığı) hastalığı nedeniyle kör olan 40-70 yaş arasında 8 erkek, 2 kadın toplam 10 hastaya Dr.Chow tarafından uygulanmıştır. Uygulanan retina protezinin çapı 2 mm, kalınlığı 25 (0.025mm) mikrondur. 5000 solar yapay hücre (mikrofotodiod), göz dışından gelen ışığı elektrik enerjisine çevirerek hastanın retina hücrelerini uyarır ve ışığın algılanmasını sağlar. İlk sonuçlar ümit vermiş ve hastalarda görme yeteneği artmıştır. Görme artışının, yapay silikon retinanın, hastanın retinası üzerinde nörotrofik (sinir iyileştirici-geliştirici) etki yaparak oluştuğu düşünülmektedir. İlk uygulaması 3 yıl önce yapılan yapay silikon retina ameliyatlarında, görme artışı cerrahiden sonra bir ay içinde gözlenir. 6. ay-1 yıl arasında ise görme artışı belirginleşir. Bazı hastaların ameliyattan sonra yaşam kalitesinin arttığı bildirilmektedir. Örneğin bir hasta, ameliyat öncesi göremediği elini artık seçebildiğini ve ev içindeki eşyaları fark edebildiğini belirtmektedir. Başka bir hasta ise ameliyat sonrası oğlunu basketbol oynarken görebildiğini söylemektedir. Yapay silikon retina ameliyatlarından sonra 3 yıl içinde rejeksiyon, enfeksiyon ve dekolman gibi olumsuz komplikasyonların görülmediğine işaret eden Dr.Chow, yaşa-bağlı makula dejeneresansı hastalarında da uygulanmasının mümkün olduğunu açıklamaktadır.

Dr.Humayun tarafından yapılan diğer bir çalışmada tamamen kör olan bir kişide retina implantının cerrahi olarak yerleştirilmesiyle ışığın algılanabildiği ve uygun bir kamera yardımıyla hareketlerin ve basit objelerin seçilebildiği bildirilmiştir. Fakat, her iki çalışmada da henüz istenilen yararlı görme kalitesine ulaşılamamıştır. Dr.Humayun ve ekibi tarafından yürütülen Argus II Retina Prostez yöntemi 2011 yılı içinde Avrupa'da onaylanıp yapılmaya başlanılmasına rağmen, bu tür yöntemlerin yaygınlaşması için uzun dönem sonuçlara gereksinim duyulmaktadır.

Kortikal protezlerde amaç, beyinde görme merkezindeki sinir hücrelerini elektrikle uyararak ışığın oluşmasını sağlamaktır. Görülen bu ışık noktasına fosfen adı verilir. Kortikal protez, beyin cerrahı tarafından beyine yerleştirilir. Gözlük şeklinde özel bir kamera görüntüyü çeker, buna bağlı olan bir adaptörün bulunduğu bilgisayar görüntüyü işler ve beyine direkt olarak fosfen elektrodlar vasıtasıyla aktarır. Avrupa’da uygulanan Dobelle yönteminde bu şekilde ameliyat edilen hastaların yararlı bir görmeye ulaştıkları bildirilmektedir. Bu görme kişinin günlük yaşantısını sürdürebilmesi için yeterlidir. Total kör olan bir kişinin görme keskinliği olarak 5% seviyesine çıkması çok önemli bir aşamadır. Dobelle yöntemiyle ameliyat olan bir hastanın araba kullanabildiği gösterilmiştir. Bu yöntemin başarısını kısıtlayan etkenler arasında ameliyatın karmaşık olması ve ameliyat sonrasında enfeksiyon gibi sorunların ortaya çıkabileceği ve görme kalitesindeki belirsizliktir. Bu nedenle Dobelle yöntemi de henüz yaygın klinik uygulamaya geçememiştir Bu yöntem de henüz FDA tarafından onaylanmamıştır.

Bütün bu yöntemlerde temel sorun, görme kalitesinin nasıl olduğudur. Yapay görmenin, kişinin yaşam kalitesinde ne gibi bir değişime yol açabileceği tartışma konusudur. Yapay görmeyi sağlayan yöntemlerin nihai hedefi, kitap okuma, televizyon seyretme, araba kullanma, dışarıya tek başına çıkabilme gibi etkinliklerin yapılabilmesini sağlamaktır. Körlüğün tedavisinde bu yöntemlerin yerleşmesi zaman alacaktır.

Copyright (C) 2017 Tüm hakları saklıdır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu yönünden, www.makula.com.tr içeriğindeki tüm yazı, resim ve tasarım özellikleri koruma altındadır. İzinsiz kopyalanamaz, gösterilemez ve yayınlanamaz.